Gazeteci Çiğdem Toker, babasını nasıl kaybettiğini anlattı: Bir dizi ihmal…

Sözcü gazetesi yazarı Çiğdem Toker, bir hafta önce babasını nasıl kaybettiğini anlattı. Toker, babasının Denizli Servergazi Devlet Hastanesi acil servisinde, ‘bir dizi ağır ihmal sonucu’ hayatını kaybettiğini belirtti.

Gazeteci Çiğdem Toker, babasını nasıl kaybettiğini anlattı: Bir dizi ihmal…

Sözcü gazetesi yazarı Çiğdem Toker bugünkü köşesinde, “Babamdan öğrendiğim” başlıklı bir yazı kaleme alarak öğretmen olan babasının ihmalden dolayı hayatını kaybettiğini vurguladı.

Babasını bir hafta önce kaybettiğini ifade eden Toker, “Babam yürüyerek bindiği ambulansın götürdüğü Denizli Servergazi Devlet Hastanesi acil servisinde, bir dizi ağır ihmal sonucu hayatını kaybetti” derken, “Bir sedye üzerinde, kanamalı ve aralıksız 12 saat boyunca, bir uzman doktor görmeden tutularak” diye belirtti.

Öğretmen olan babasının hayatı boyunca haksızlıklara uğradığını ve tanık olduğunu dile getiren Toker, “Babam Erdoğan Toker, öğretmenlik yaşamı boyunca uğradığı, tanık olduğu sayısız haksızlığı; yazarak, dilekçe vererek, dava açarak dile getirdi. Bir bayram günü canınızı sıkma pahasına, bu acılı hikâyeyi paylaşmamın nedeni tam da budur: O böyle isterdi. Sadece kendisi için de değil. Onun yaşamına mal olan ihmaller, başkalarına da zarar vermesin diye” ifadelerini kullandı.

Çiğdem Toker, yazısında şunları kaydetti:

‘BİR UZMAN DOKTOR GÖRMEDİ’

“Gazetecilik içeriği taşıması beklenen bir köşede, kişisel bir durumu niye anlattığımı merak ediyorsanız cevabı şu:

Babam yürüyerek bindiği ambulansın götürdüğü Denizli Servergazi Devlet Hastanesi acil servisinde, bir dizi ağır ihmal sonucu hayatını kaybetti.

Bir sedye üzerinde, kanamalı ve aralıksız 12 saat boyunca, bir uzman doktor görmeden tutularak.

Şimdi anlatacaklarımın tanığı, birden fazla. Ambulansı çağıran, hastanede vefatına dek geçen 12 saati başucunda saniye saniye yaşayan annem, evden ambulansa yürüyerek binişine tanık olan, dahası birinin gece geç saatte ziyaretine gidip şakalaştığı komşuları ve sabah erken hastaneye giden teyzem.

Onu kaybettiğimiz günün hastane öyküsü iki aşamadan oluşuyor.

Sabah erken burun kanaması şikayetiyle hastane acil servisine götürülüyor. Burnuna uygulanan tamponun ardından MR, tomografi tetkikleri yapılıyor. Ciddi bir sorun olmadığı söylenerek eve gönderiliyor. Gece saat 20’yi geçerken bu defa ağzından ve burundan tekrar kanama başlıyor. Annem yeniden ambulans çağırıyor. Yine çabucak ulaşıyor. Bir yandan burnuna tampon yapılmaya çalışılırken diğer yandan yine bastonuyla yürüyerek ambulansa bindiriliyor.

Yine aynı hastanenin yine acil servisi… Burnuna tampon yapılıyor. Gece yarısını geçince pratisyen hekim, cep telefonu ışığıyla boğazına bakıyor. Damak bölgesinde kanama nedeniyle gece hastanede kalması gerektiğini söylüyor. Ama o gece, sabaha kadar babamı hiçbir uzman doktor görmüyor. Kulak burun boğaz uzmanının, sabah poliklinikte bakacağı söyleniyor. Babamın ağzından ve burnundan kan gelmeye devam ediyor. Sürekli yatar pozisyonda tutuluyor, sık sık doğrulmak istiyor. Saatler ilerledikçe direnci düşüyor. Teyzem sabah erken saatte gelip durumu gördüğünde, özel hastaneye götürebileceklerini yüksek sesle dile getirerek ambulans istiyor.

Bu seslenişine hiçbir yanıt alamıyor. İstanbul’da doktor olan kardeşimi arayarak ağzı ve burnundan kan ile pıhtı geldiğini söylüyorlar.

Babamın genel durumu kötüleşiyor, solunumu ve kalbi durarak vefat ediyor.

***

Babam Erdoğan Toker, öğretmenlik yaşamı boyunca uğradığı, tanık olduğu sayısız haksızlığı; yazarak, dilekçe vererek, dava açarak dile getirdi. Bir bayram günü canınızı sıkma pahasına, bu acılı hikayeyi paylaşmamın nedeni tam da budur: O böyle isterdi. Sadece kendisi için de değil. Onun yaşamına mal olan ihmaller, başkalarına da zarar vermesin diye.”

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir