Mert Aydın yazdı! ‘Dünyada bir ekol; Pep Guardiola’

“Kuralları bilen var mı?” Kafasındaki beyzbol şapkasından dolayı yüzü tam olarak seçilemeyen esmer bir adam el kaldırıyor. Biraz sonra elinde düdükle sahaya çıkıyor o adam. Ancak oyunu sık sık durdurmaya ve oyuncuları uyarmaya başlıyor. Onun derdi faulle, ofsaytla değil. Çocuklara nerede durmaları gerektiğini, topa nasıl vurmaları gerektiğini anlatıyor. Seyirciler doğal olarak tepki vermeye başlıyor. Çünkü bilmiyorlar ki kızdıkları adamın adı Pep Guardiola.
Guardiola hep arayan adamdı futbolculuğunda. Savunmanın önünde oyun kuran, hep Cruyff’un o beklediği boşluğu bulmaya çalışan adamdı. Daha da ilginci, çocukluğundan beri oynadığı Barcelona’yı bırakıp İtalya, Katar ve Meksika’da topun peşinden koşturdu. Dünyada ne olup bittiğini gördü. İtalya’da 4 ay doping cezası aldı. Cezayı çektikten sonra bile temiz olduğunu kanıtlamaya çalıştı. Davayı kazandığında futbolu bırakmıştı. Ama temiz oynadığını kanıtlamıştı.
Barcelona B takımının başındaydı Frank Rijkaard, A takımdaki görevinden ayrıldığında… Kulübe sunum yapan hocalardan biriydi. Jose Mourinho’nun sunumunda da adı yardımcı hoca olarak geçiyordu. Çünkü Robson ve Van Gaal dönemlerinde kulüpte görev yapan Portekizli ile taktiksel sohbetler yapardı Pep. Barça Yönetimi, kulübün kültürüne uygun olan projenin Guardiola’ya ait olduğuna karar verdi ve tarih değişti.
Messi, Xavi, Iniesta üçlüsünün sürüklediği Barcelona, Guardiola döneminde Avrupa’yı kasıp kavurdu. 2009 ve 2011 Şampiyonlar Ligi şampiyonlukları bir yana, oynadıkları futbol hem taklit edilmeye çalışılan hem de antitezi aranan bir futboldu. Mourinho’nun sert alan savunması ve biraz da çirkefliğe dayanan karşılığı Inter için başarılı oldu. Bu nedenle Real Madrid çare olarak onu takımın başına getirdi. Ne var ki aralarındaki ilk maç 5-0 bitti. Tam bir gövde gösterisiydi Pep adına.Barcelona’da sıkılmaya başladığında kendini New York’a attı. Bir yılda hem İngilizce öğrendi hem de teklifleri inceledi. Ve beklenmedik bir tercihte bulundu. Almanya’da şampiyonlukla eş anlamlı olarak tanımlanan son Avrupa Şampiyonu Bayern Münih.
Hata yaptığı söylendi. Çünkü kazanacağı şampiyonluklar normal karşılanacaktı. Öyle de oldu. Şampiyonlar Ligi kazanamadığı için 3 yılda aldığı 3 şampiyonluğun değeri çok da büyük değildi. Ne var ki Bayern Münih, Barcelona’nın Alman versiyonu gibi oynamaya başlamıştı. Almanya Milli Takım Teknik Direktörü Löw, bu durumdan faydalandı ve 2014 Dünya Kupası’nda “tekno tiki taka” oynatarak zafere ulaştı. Pep ise portföyüne Almanya’da gördüğü taktikleri ve oyun içi hamleleri ekledi.Guardiola’nın sonraki durağı Manchester City oldu. İlk sezonundaki hayal kırıklığının ardından istediği futbolu oynatmaya ve Premier Lig’i domine etmeye başladı. Şampiyonlar Ligi haricinde her başarıyı tattı Ada’da. Liverpool Menajeri Jurgen Klopp ile tatlı sert bir rekabetin içine girdi. 100 puan barajı zorlandı. Topu ayağına alan City’ye karşı formül bulabilmek için birçok menajer, kendini aştı.
Pep Guardiola’nın İspanya, Almanya ve İngiltere’de şampiyonlukları var. En büyük eleştiri, 2011’den bu yana Şampiyonlar Ligi kazanamaması. Yarı finallerde yaşanan sıkıntıları bir türlü çözemedi.
Ama şunu unutmamak gerek. Bugün dünyada ekol olmayı başaran bir teknik adam Guardiola. Her saniyesini futbolla geçirdiği bir yaşamı var. Ve yeni bir şeyler sunmaya çalışıyor. Klopp ile birlikte bana göre dünyanın en iyi iki teknik adamından birisi…

Borussia Dortmund 2022-23 sezonu formalarını tanıttı

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.