Tüm şirketleri ilgilendiriyor! İşte teknolojinin şirketlerin ticari itibarına etkileri

Tüm şirketleri ilgilendiriyor! İşte teknolojinin şirketlerin ticari itibarına etkileri
Tüm şirketleri ilgilendiriyor! İşte teknolojinin şirketlerin ticari itibarına etkileri

Avukat ve Uzman Arabulucu Şengül Karslı teknolojinin şirketlerin ticari itibarının  zedelenmesine etkisini hukuki açıdan değerlendirdi:

“Artık yeni nesil tüketiciler olarak, hizmet veya mal satın almak istediğimizde marka veya şirketi internet üzerinden araştırarak, özellikle şikayetleri okuyarak karar vermekteyiz. İnternette, haber sitelerinde, sosyal ağlarda, forumlarda veya şikayet sitelerinde paylaşılan herhangi bir kötü yorum, şikayet hızlıca yayılmakta ve aradan uzun yıllar geçse de arama motorları sayesinde karşımıza çıkmaktadır.  Tüketici şikayetleri, ürün/marka eleştirileri, kişisel yorum ve yazılar vb içerikler de zaman zaman şikayet ve eleştiri sınırlarını aşmakta, şirketi ve markayı küçük düşürücü ithamlarla şirkete ve markaya maddi-manevi zarar vermekte ve itibarını zedelemektedir. 

Elbette eleştiri herkesin hakkıdır. Ancak ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkı dışında hakaret içeren veya asılsız iddialarla şirketlerin itibarının zedelenmesi bir suçtur ve şartları taşıdığı ölçüde cezai bir müeyyideyi ve ortaya çıkan zararın giderilmesini gerektirmektedir.

İtibar kaybı, markanın müşteriler nezdinde kazandığı saygınlık ve güvenin kaybı demektir. Marka hakkına tecavüz edilmesi, maddi ve manevi zarara yol açabilmekte  ve maddi ve manevi tazminata konu edilebilmektedir. Bu haksızlık ve ihlal ile oluşan zarar ve itibar zedelenmesine karşı çeşitli hukuki yollara başvurmak mümkündür.

İfade özgürlüğü ve eleştiri hakkı dışında hakaret içeren veya asılsız iddialarla şirketlerin itibarının zedelenmesi suç teşkil edebilmekte diğer unsurlarını taşıdığı ölçüde Türk Ticaret Kanunun haksız rekabet suçuna kapsamına giren fiiller dolayısıyla 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılma da söz konuş olabilmektedir.

Ayrıca sosyal medya  ve internet ortamında yapılan kişilik hakları ihlallerine karşı 5651 sayılı kanunun 9.maddesi kapsamında doğrudan Sulh Ceza Mahkemesine başvurmak sureti ile erişimin engellenmesi kararı istenebilir.

Bununla birlikte özel hukuk anlamında da Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre şirketlerin de manevi şahsiyetlerinin bulunduğu Medeni Kanun’un  24. maddesi gereğince kişilik haklarının ihlali durumunda bunun önlenmesi ve ortaya çıkan maddi veya manevi zararın tazmin edilebileceği kabul edilmiştir.

Şirketlerin ticari itibarını zedeleyecek şekilde yalan haber içeren, şirketi ve ürünlerini kötüleyen söylem, gerçek olmayan yorumlar ve eylemler sebebi ile Medeni Kanun 24. maddesi,  şayet ortada markanın itibarının zedeleyecek içerikler mevcut ise 556 sayılı Markaların Korunması hakkında KHK 9. ve 61. maddeleri dayanarak da hukuki yollara başvurulabilir. 

Bunların yanı sıra marka hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mal veya hizmeti kötü şekilde kullanan, üreten, temin eden gerçek ve tüzel kişilerden itibar kaybı tazminatı talep edebilir. Ancak dava açmadan önce, Fikri Mülkiyet Hukuku’na dair mevzuatta öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayıldığından ve buna ilişkin tazminat talepleri için arabulucuya başvuru dava şartı kabul edildiğinden dolayı Arabuluculuk yoluna başvurmak mecburiyetindedir. Aksi halde itibar kaybına ilişkin tazminatı taleplerinde  arabulucuya başvurmadan dava açılması durumunda talep, dava şartı yokluğu sebebiyle reddedilir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*