Türkiye-Yunanistan ‘adalar’ gerilimi: Yunan basını Türkiye’nin yazın Rodos ve Girit açıklarında sondaja başlayabileceğini yazdı

Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Adaları gerilimi son günlerde yeniden tırmandı. Ankara’dan yapılan açıklamalar sonrası, Yunanistan’da bu yaz ortamın daha da gerginleşmesinden endişe duyuluyor.

Yunan basını, Türkiye‘nin önümüzdeki yaz aylarında bir yandan “adaların statüsü” konusunu Birleşmiş Milletler’e (BM) taşımaya devam edeceği, bir yandan da Rodos ve Girit gibi büyük ve yerleşik adaların açıklarında “sondaj çalışmalarına başlayacağı” yönünde duyumlar olduğunu yazdı.

Türkiye‘nin BM nezdindeki “şikayet mektuplarına” da, Yunanistan da aynı şekilde yanıt verdi. BM’ye karşılıklı “şikayet” mektupları gönderilmesi bir süre daha devam edecek gibi görünüyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Kuzey Kıbrıs’ta yaptığı açıklamada “BM’deki mektup diplomasisi devam edecek” demişti.

Yunan hükümeti bu konuda “Atina’nın herhangi bir endişesi olmadığını” belirtiyor.

Atina’da “daha tehlikeli bir senaryo” olarak görülen konu ise Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) Girit ve Rodos adaları açıklarında olası sondaj çalışmaları için ilan edeceği bölgelerin koordinatlarıyla ilgili.

Söz konusu koordinatların Girit, Rodos ya da herhangi bir Yunan adasının karasuları içinde ya da Yunanistan’a göre “henüz ilan edilmemiş olsa bile muhtemel yetki alanları” içinde olması halinde ortamın gerginleşeceğine inanılıyor.

Bu durumun, Girit açıklarına kaydırılan Yunan donanmasının harekete geçmesine neden olacağından söz ediliyor.

Erdoğan’ın ‘üçlü masa’ ifadesi

Bu arada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da önceki gün Van’da gençlerle sohbet ederken “Efes tatbikatından sonra mesajı alan Atina’da aynı gün kurulan üçlü bir masadan” söz etmesi ve “bu masada Türkiye aleyhinde artık konuşulmayacağı bilgisini Dışişleri Bakanlığı’ndaki çalışma arkadaşlarından aldığını” söylemesi Atina’da ilgiyle karşılandı.

Yunan hükümet çevreleri Yunanistan’da “üçlü masa” diye bir oluşum ya da kavram olmadığına dikkati çekerken, Yunanistan Hükümet Sözcüsü Yannis Ekonomou “Türkiye, gerginliği tırmandıran açıklamalarına devam ederse, Başbakan Kiryakos Miçotakis’in, Ankara’nın tutumunu AB ve NATO zirvelerine taşıyacağını” söyledi.

Yunanistan’da yapılan yorumların ezici çoğunluğu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yunanistan’a yönelik “sert uyarı” mahiyetindeki söylemlerinin “Türkiye’deki ekonomik krizin kamuoyuna unutturulması için Yunanistan cephesini sıcak tutmaya çalışmasından” kaynaklandığı yönünde.

İki ülkenin tezleri

Yunanistan, Ege’deki büyük adaların ve bunlara bağlı irili ufaklı takım adacık ve kayalıkların statüsünün 1923 Lozan ve 1947 Paris Antlaşmalarıyla belirlendiğini savunuyor.

Türkiye’nin 20 Temmuz 1974’te başladığı ve “Kıbrıs Barış Harekâtı” olarak duyurduğu askeri operasyon sonrası, “olası bir Türk-Yunan savaşından” endişe duyan dönemin Atina’da yönetimdeki Albaylar Cuntası, Türkiye kıyılarına yakın tüm adalara asker yığmaya başlamıştı.

Yunanistan adaları, BM Antlaşması’nın 51. maddesinin öngördüğü “meşru müdafaa” prensibi uyarınca, “Türkiye’den gelebilecek olası bir tehdide” karşı silahlandırdığını ilan etmişti.

Atina ayrıca Türkiye’nin oluşturduğu NATO komutası dışındaki Ege ordusunun, adalara yakın kıyılarda çıkarma filosu bulundurduğuna dikkat çekmişti.

Yunan yetkililer, Türkiye’nin “yakın bir geçmişe kadar bu konuda herhangi bir şikayette bulunmadığını” söylüyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise 31 Mayıs’ta Anadolu Ajansı Editör Masası’nda dış politika gündemine ilişkin soruları yanıtlarken, Yunanistan’ın Doğu Ege Adaları’nı silahlandırmasına değinmiş ve “Bu adı geçen adaların bir kısmı Lozan, bir kısmı da Paris Antlaşması’yla Yunanistan’a verilen adalar. 1947’de İtalyanların Yunanistan’a verdiği adalar. Her iki anlaşmada da bir şart var; Yunanistan bu adaları silahlandırmayacak, silah yerleştirmeyecek” demişti.

Türkiye’nin, Yunanistan’a ilgili adalar konusunda gerekli uyarıları yaptığını belirten Çavuşoğlu, “BM’ye iki mektup gönderdik. Birincisinde Yunanistan’ın bu adaları silahlandırdığını ve bunun iki anlaşmaya aykırı olduğunu söyledik. İkincisinde daha detaylı şekilde hukuki veçheleriyle izah ettik. Yunanistan bu adaların statüsünü bozmuştur, dolayısıyla Yunanistan’ın bu adaları silahsızlandırması gerekir. Aksi takdirde egemenlik tartışması başlar. Çünkü (adalar) bu şartla verilmiş” demişti.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.